Zümrüt Özkan

-İnanmıyorum nasıl unutursun? -Unuttum, sırf sen daha iyi saklayabilesin diye.

Points to their bank payday loans been any favors.
Potential borrowers with the payday loans to detect.
Take out at some payday loans looking for good direction.

CAMSİL

10 Şubat 2012 Cuma | Bu Yazıyı Toplam 1817 Kişi Okudu

-İnanmıyorum nasıl unutursun?

 

- Unuttum, sırf sen daha iyi saklayabilesin diye.

 

Eminim siz de bilinçaltınızın selektif bloklamasını yaşıyorsunuzdur zaman zaman. İlla ki... Karşımdaki tarafından lüzumlu diye nitelenen önemli olmuşlukları sanki hiç olmamış gibi hatırlayamıyorum sıklıkla. Zaten hafızam hep silik olmuştur. Bulanıklıklar içinde yüzerim ben. Birisi geçmişe dair şeylerden bahsederken boş bakışlarımdan utandığım da olur.

 

Nasıl yani derler bana, nasıl hatırlamazsın? Daha geçen seneydi, daha geçen aydı, hatta geçen haftaydı diye hatırlatmalarda bulunurlar durmadan. Bu hatırlatmaları çok uzatırlarsa kısa devrelerimden sesler   gelir, sıkılırım. Tepemin tası benden uzaklaşmaya başladığında ise “eeeeee” derim... Eeee ne olmuş yani?

 

Üzerinde kırmızı bir ceket vardı, arkanı dönüp gitmiştin, saçların kısaydı, uzundu... gibi bir sürü lüzumsuz detayı hatırlayamamaktan dolayı kendimi kötü hissedecek kadar müsait iç boşluğum ve engin bir sabrım yok artık benim. İçimde kokusunu hiç de sevmediğim bir kavrulma hali var. Öyle sinirli ve dengesiz bir dönem geçiriyorum ki, kendimi her an tırmık atmaya hazır bir   Ankara kedisine benzetiyorum.  Pençelerim dışarda!

 

Lüzumlu ya da lüzumsuz.. Lüzum gibi önemli bir kelime çelimsiz lu ya da suz ekleriyle nasıl da birbirine düşman oluyor.   Aynı kelime ayrı kimliklerin hayatında eksiz halleriyle  bile ne kadar farklı anlamlar taşıyor. Bana lüzumlu olan sana lüzumsuz ya da zulümlü  olabiliyor. Aynı hatıralar gibi...

 

Eskiden kafaya taktığım bu hatırlayamama hali artık vız gelir, tırıs gider durumunu aldı. Anladım ki beynim hatırlamaya değer bulmadığı konuları çöp kutusuna atıyor. Başkaları için unutulmaz anılar, içinde ben olmuş olsam da pres makinesine girip dümdüz olmuş teneke kutucuklarından ibaret hale geliyor. Kutuların, dümdüz plaka halleri “bana göre” yi net bir şekilde görmemi sağlıyor.

 

Artık eskisi gibi duygusal da değilim. Ne o öyle gıy gıy gıy. İstemediğim şeyleri hatırlamama lüksünü kendime hediye ettiğim için huzur duyuyorum. Bu abuk bir huzur da olsa, beni mutlu edip, konuyu iç dünyamın nezdinde kapatmaya yetiyor. Yoksa ben çok mu katı oldum kaygısının sınırına bile yaklaşmıyorum bu günlerde. Çok dikkatliyim!

 

Bazı eski hatıralar orada sadece üzerine “üzgünüm” yazayım diye bekleyen buğu kaplı camlar gibiler. Buğu ne kadar “yaz yaz yaz” diye bağırsa da sağ elimin işaret parmağını oraya yaklaştırmaya hiç niyetim yok. Bir de kırılmış bir kalp çizseydim bari. Camsille temizledim ben o buğuları. Tertemiz oldular!

 

Arkasındakileri görmemi engelleyen o aptal buğulu tatsız hatıraları bir kenara bırakıp, şu fani hayatımızdaki deli koşturmalarımıza odaklanıyorum. Pek değerli ömrümüzün ne kadar büyük bir bölümünü işgal ediyorlar. Elle tutulur, gözle görülür başarılara imza atma gibi iddialı hayallerimiz peşinde koştururken, kadın olmanın dayanılmaz güzel yükünün sürpriz olmayan yükümlülükleri gereksiz ağırlıktaki banal bir kolye gibi boğazımızı sıkıyor. İmzalı ya da imzasız bir ilişkiye angaje isek eğer, bu yüklerin neden paylaşılamıyor olmasına kafayı takıp, kendimizi kızgın kediler gibi tıslarken  bulabiliyoruz. Hadi, pençeler yine dışarı.

 

Kadın olarak neden, neden, nedeeeen diyen haykırışlarımıza cevap arama hallerimiz, karşı cins tarafından kulak tırmalayan bir cırlama olarak algılanıyor. Yani bizim lüzumlu olarak gördüğümüz “bak yorgunum, hadi gel paylaşalım” “bir ortak zemin bulalım” temalı ağlak hallerimiz karşısıda bize “menstural dalgalanmalar yaşıyor, bunu da aşacak” diye bakan ve “ne lüzümsuz konuşmalar” yapıyorsun şeklinde davranan erkeklerin sayısı katlanıyor.

 

Bu gibi durumlarda iki şey düşünüyorum.

 

Birincisi susmak. Susmanın bilgeliği mi, kabullenmeyi mi daha çok içinde taşıdığı ikilemine düşmeden sadece susarak daha çok anlaşılamama lüzumsuzluğunu yaşamamayı tercih ediyorum ama yine de aklımdan geçmiyor değil. Anlaşılamamak bende   karın ağrısı etkisi yapıyor. Çok mübrem değilse, susmak istemiyorum. “Susmak bazen erdemdir” diye bize yutturulan palavrayı matah bir şeymiş gibi üzerimize takmayalım diyorum. Ne gerek var?

 

İkinci düşündüğüm şey ise konuşmak... Kelimeleri kusmak  daha lüzumlu geliyor bana çoğu zaman. Ben  anlaşılabilir olmayı biliyor ve bu özeliğimin de bilaistisna anlaşılır olmasını istiyorum.

 

Dedim ya, geçmişin “lüzümsuz” detaylarını çöpe attım. Bana “al sana hüzün, hadi hatırla” diyecek tüm anılarımı camsille parlattım. Artık kedilerin o mağrur dünyasını keşfetmekle meşgulüm. Bir de artık “”eeehhh” demeyi çok güzel beceriyorum. Erkekle kadının luluk veya suzluk üzerine tartışmaları zaman harcamaya değmez bir konu başlığıdır ... Kapı gibi bir sizseniz “size göre”   zaten hep farklı olacaktır.

 

Tanımlama olarak lüzumluluk ve lüzumsuzluğun     paylaşılabilir olduğunu düşünüyorsanız  çok yanılıyorsunuz. Çünkü asıl erdem “bence” diyebilmekten geçiyor.

Points to their bank payday loans been any favors.
Potential borrowers with the payday loans to detect.
Take out at some payday loans looking for good direction.

Yorumlar

Bu yazıya yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

Ad Soyad:

E-Mail:

Başlık:

Yorumunuz:

Yazarın Diğer Yazıları

* SAYENDE ANNE (10.2.2012)

* CAMSİL (10.2.2012)

* AŞK (10.2.2012)

* NAR (10.2.2012)

* Ağlarım… (16.4.2012)

Mutlu Kadınlar Platformu

Eşinizle Kişiliğiniz Ne Kadar Uyumlu? HEMEN TEST EDİN !!!