Editör Merve Öz

Points to their bank payday loans been any favors.
Potential borrowers with the payday loans to detect.
Take out at some payday loans looking for good direction.

Suçlu Kim?

2 Mart 2012 Cuma | Bu Yazıyı Toplam 2059 Kişi Okudu

Neyin iyi neyin kötü olduğu aslında tartışmaya açık bir konu olabilecekken, hatta bence öyle iken, toplumumuz, büyüklerimiz, biz bunlar üzerinde kafa patlatmayalım diye bir uzun bir iyi-kötü listesi hazırlamışlar. Biz de bunları ezbere biliyoruz. Tabii hayat boyu onca meşakatli durumlarla uğraşırken, bazı şeylerin önümüze hazır sunulması, özellikle bizim halkımızın çok sevdiği bir durum. “Bu yasaktır, şu değildir. O iyidir, öteki kötüdür. Şu yalancıdır, diğeri her zaman doğruları söyler...” gibi, çevremizdeki kişiler ve durumlar çoktan etiketlenmiş, bize de akılda tutmak düşer.

Birinin her zaman yalan, öteki birinin sürekli doğru söyleyemeceği gibi, bir şeyin iyiliği veya kötülüğü de kişilere ve durumlara, bakış açılarına göre değişir. Daha çocukluktan bize öğretilen “cıssss!” ünlemi mesela, gördüğün her şeye dokunmaman gerektiğini öğretir. Öğretir mi orasından emin değilim, öğretseydi, tacizler, tecavüzler,  hırsızlıklar olmazdı diye düşünüyorum. Öğretmekten ziyade, empoze edilir. Burada bahane, “ama çocuk bu şimdi ateşe dokunursa yanar.”dır. Korumaktır yani amaç. Peki madem bu kadar korunaklı ortamlarda büyüdük, iyiyi, kötüyü, ayıbı, yasağı öğrendik, nedir bu halimiz? Demek ki ortada bir yanlışlık var.

Çocuk yetiştirirken yapılan en büyük hatalardan birinin, konuşmaya üşenmek olduğunu düşünüyorum. Hatta çocuğun soru sormasından bıkıp usanıp duymuyormuş gibi yapan yüzlerce anne-baba var. Çocuğun başına bir şey gelmesinden korkan ama aynı zamanda, öğrenmesini de isteyen, deneyimlemesini engelleyip soru sormasından sıkılan ama aynı zamanda hata yapınca, öfkelenip kızan. Sonuç olarak, bir düzine yapılmayacaklar listesi hazırlayıp çocuğun önüne atan, çelişkilerle dolu anne babalar bunlar. Konuşmaya üşenmek, çocuğa “nedeni” anlatmaya üşenmektir. Aradaki uzun neden-sonuç ilişkilerini hızlıca geçersek, sonuç olarak ortaya, Birkaç tip insan çıkar;

Bunlardan biri, düşünmekten mümkün olduğunca kaçınan, sadece kurallara göre hareket eden, ve etraftaki yüzlerce yasaktan bazılarına içten içe sempati duyduğu için kendini sürekli psikolojik olarak cezalandıran insan tipi. (Tabii bunlar sonra sapkın davranışlar geliştirebilirler, iç güdülerini bastıramadıklarından.) Bir diğeri, herşeye muhalif olan, sinirli, sürekli haksızlığa uğradığından yakınan, sistemden sürekli şikayet eden, kendinin özgür olduğunu savunan ama aslında, yanlış yapmaktan ölesiye korkan.(Bu kişiler de en çok konuşurlar, sürekli konuşurlar ama eyleme geçemezler.) Son olarak, kendi kendine deneyimleyerek, yaramaz, inatçı, sakıncalı etiketleri altında büyüyüp, sorularının cevaplarını almayı zorlukla başarabilmiş, diğerlerine göre nispeten mutlu ve başarılı insan tipi. Bu kişilerin çoğu da gençlik yıllarında sadece yasak olduğu için o şeyi yapan, bir çok duruma ters tepki geliştiren insanlardır. (Tabii bunlar benim gözlemlerim, toplum sadece bu üçünden oluşmuyor.)

Ben kendimi bildim bileli, kötü alışkanlıklar var olduğu gibi, bunların içinde kendilerine bir hayat kurmuş olup, olabildiği en iyi koşullarda yaşamaya çalışan insanlar var. Sokaklarda, medyada, bas bas “bunlar kötüdür! Yapmayın, kullanmayın” diye bağıran bilir kişiler, caydırıcı yasaklar, cezalar var. Evlatlarının bu alışkanlıkların pençesine düştüğünden yakınan, nerede yanlış yaptıklarını soran acılı aileler var. Bence asıl problem bu noktaya kadar gelinen sürecin kendisi. Bir saatten sonra sigara kullanan 55 yaşındaki bir adama, iki hoş sözle, ya da yasaklarla bu alışkanlığından vaz geçiremezsiniz. Vazgeçiremediğiniz gibi, tutulabileceği hastalıkları detaylı detaylı anlatıp, düşük iradesi yüzünden daha çok acı çekmesine neden olursunuz. Çünkü alışkanlık, iradeyi eriten, zamanla büyüyen en büyük hastalıktır. Aynı şeyin her durumda geçerli olduğunu düşünüyorum.

Toplumumuzda bir başkasını suçlamak, sürekli bahaneler bulup şikayet etmek en çok başvurulan kaçış yöntemidir. Tüm “kötülüklerin” suçlusu hep başkasıdır, çocuğunuzun arkadaş çevresidir, devlettir, hükümettir, dünyadır, Amerika'dır, kaderdir... Biz ise başta kader olmak üzere, sürekli bir şeylerin kurbanıyızdır.

Çocuğunuz elini muma götürdüğünde, “cısss aman haaa” demeyin, bırakın ateşin el yaktığını kendi öğrensin. Size neden? Diye sorduğunda, “ben öyle diyorum çünkü!” demeyin. Nedenini anlatın. Sormaya devam ederse nedeninin de nedenini anlatın. Konuşmaya üşenmeyin. Düşünmesine olanak verin. Sizin doğrularınızı ona empoze etmeye çalışmayın, sizin bilginiz ışığında kendi doğrularını yaratmasına yardımcı olun. İş işten geçtikten sonra, milyarlar verseniz de karşınızdaki kişiyi ve alışkanlıklarını değiştiremezsiniz. Ve maalesef zamanı geri almak gibi bir lüksümüz yok.

Points to their bank payday loans been any favors.
Potential borrowers with the payday loans to detect.
Take out at some payday loans looking for good direction.

Yorumlar

Bu yazıya yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

Ad Soyad:

E-Mail:

Başlık:

Yorumunuz:

Yazarın Diğer Yazıları

* SAHİLDE KAFKA (10.2.2012)

* ADAM (10.2.2012)

* ÇOK ÖZEL BİRİNE (SEN KENDİNİ BİLİYORSUN, LÜTFEN OKU) (10.2.2012)

* BEN, KADIN. (10.2.2012)

* TACİZ (10.2.2012)

* ERTELEMEK (10.2.2012)

* Suçlu Kim? (2.3.2012)

* Ne Kadını, Ne Günü?' (8.3.2012)

* Pardon Ben Öfke Kontrolsüzüm (20.4.2012)

* Küçük Hesaplar (11.5.2012)

Mutlu Kadınlar Platformu

Eşinizle Kişiliğiniz Ne Kadar Uyumlu? HEMEN TEST EDİN !!!